İncillerde ve Kur'an'da İsa
Merhabalar, bu yazımızda tarihin en dikkat çekişi şahsiyetlerinden birisi olan İsa'nın İncillerdeki ve Kur'an'daki farklılıklarına ve anlatım şekillerine değineceğiz. Bakalım Bu kitaplarda İsa'nın şahsiyeti müjdelenmesi, doğumu, çocukluğu ve görevlendirilmesi gibi önemli bilgiler nasıl işlenmiş bunu inceleyeceğiz.
İsa'yı incelemeye önce İncillerden başlayacağız.
İncillerde İsa için "Oğul" ve "Tanrının Oğlu", "İnsanoğlu", "Mesih", "Peygamber", Tanrının Kelamı",
"Rab" gibi ifadeler kullanılmıştır. İsa'nın öğrencileri onu "Mesiah" yani Mesih, Tanrı'ya adanmış, kutsal sayılan kutsanmış diye tanımlamaktadırlar.
İsa'nın Şahsiyeti
İncillerde İsa için
"Oğul" ve "Tanrının Oğlu"1,
"İnsanoğlu"2, "Mesih"3,
"Peygamber"4, Tanrının Kelamı"5,"Rab"6
gibi ifadeler kullanılmıştır. İsa'nın öğrencileri onu "Mesiah" yani
Mesih, Tanrı'ya adanmış, kutsal sayılan kutsanmış diye tanımlamaktadırlar7.
İsa'nın Soyu
İsa'dan; İbrahim oğlu, Davut oğlu
İsa Mesih diye söz edilir. İbrahim'den Davut'a on dört kuşak Davut'tan Babil
sürgününe on dört kuşak ve Babil sürgününden İsa'ya ise 14 kuşak geçtiği
bilgisi verilir8.
Belirtilen soy kütüğü çok geniştir.
Matta İncili'nde İsa'nın annesinin Meryem olduğu, Meryem'in kocasının da Yakup
oğlu Yusuf olduğu belirtilmektedir9. Luka İncili'nde ise İsa,
Yusuf'un oğlu olarak takdim edilir10.
İsa'nın soy kütüğüne ait bilgiler
Matta ve Luka İncillerinde geçmektedir. Ancak bu iki İncil'de soy kütüğüne ait
bilgiler farklılık göstermektedir. Matta İncilinde İsa'nın soyu, Davud ve İbrahim
peygambere kadar çıkmaktadır. Matta incilindeki listede, Davut'tan, İsa'ya 28
isim verilirken Luka İncilinde ise bu sayı 41 isime kadar çıkmaktadır11.
İsa'nın Doğumu
Tanrı; Melek Cebrail'e
Celile'de, Yusuf adlı bir gence nişanlı Meryem adlı bir kıza gönderir. Melek,
Meryem'in yanında gider ve şöyle seslenir. "Ey Tanrının müjdesine erişen
kız, selam! Rab seninledir" der. Meryem söylenenlere şaşırıp kalır,
"Selam'ın ne anlama geldiğini anlayamaz, düşünmeye ve kaygılanmaya başlar.
Bunun üzerine melek onu teselli ederek, "Korkma! Meryem, Tanrının
müjdesine ulaştın hamile kalıp bir erkek çocuk doğuracaksın" der. Meryem
heyecanla Cebrail'e: "Böyle bir şey nasıl olur ben herhangi bir şekilde
erkekle birlikte olmadım ki" diye sorar. Cebrail, "Kutsal Ruh senin
üzerine bir gölge salacak bu çocuk o şekilde doğacak, bunun için doğacak olan
çocuğa Kutsal tanrı oğlu denecek" diye cevap verir.. Meryem'in Kutsal
ruhtan gebe kaldığı anlaşılınca, nişanlısı Yusuf, Meryem'den gizlice ayrılmaya
karar verir. Fakat bu kararından sonra Rabbin bir meleği Yusuf'un rüyasına
girerek ona şöyle der;" Davud oğlu Yusuf Meryem'i kendine eş olarak
almaktan çekinme! Çünkü onun rahminde oluşan Kutsal Ruhtandır ve onun ismini
İsa verecektir. O kavmini günahtan kurtaracak.12" diye
söylemesi üzerine Yusuf ayrılmaktan vazgeçer. Matta ve Luka İncillerinde
İsa'nın doğumundan bahsedilse de doğum tarihi ile ilgili bir bilgi yoktur.
İsa'nın çocukluğu
İsa; olağanüstü bir
şekilde doğumunun sekizinci gününde, Yahudi adetlerine göre sünnet edilerek,
kendisine İsa adı verilir. Musa'nın kanunlarına göre arınma günlerinin13
sonunda, Yusuf ile Meryem, çocuğu Rab'be adamak için, Kudüs'e götürerek İsa'yı
Rab'be sunarlar14. Îsâ'nın doğumundan sonra bazı yıldızbilimcilerin
doğu tarafından Kudüs’e gelerek “Ona tapınmaya geldik.” demeleri üzerine,
Hirodes tedirgin olur ve baş kâhinler ile din bilginlerini yanını çağırarak
Mesih’in nerede doğacağını sorar. Cevaben: “Yahudiye şehrinin Beytlehem
kasabasında15” denilmesi üzerine, çocuğun yerinin bulunması için
yıldızbilimcileri görevlendirir. Yıldızbilimciler doğuda görmüş oldukları
yıldızı takip ederek çocuğun yerini bulurlar ve Ona hürmet gösterirler. Yere
kapanarak ona tapınırlar. Hirodes’in yanına dönmemeleri için rüyada
uyarıldıklarından, ülkelerine dönerken başka yolu kullanarak giderler16.
Bu olaylardan sonra
Rabbin meleği, Yusuf’a rüyasında görünür ve Meryem ile çocuğu alarak Mısır’a
kaçmalarını çünkü Hirodes’in çocuğu öldüreceğini bildirir. Bunun üzerine Yusuf,
Meryem’i ve çocuğu alarak Mısır’a gider. Orada ne kadar kaldıkları tam olarak
bilinmemektedir. Hirodes’in ölümünden sonra geriye dönerler17.
İsa'nın Mısır'a
kaçırılışı sonrası Nasıra'ya geri dönüşü, düzenli bir hayat sürmesi engellemiş
fakat büyümekte ve ruhsal yönden güçlenmektedir18. Bu sebeplerden
dolayı İsa okuma ve yazmayı öğrenmek için gerekli imkanlara sahip olamadı.
Bunun yüzünden kendisine mucizevi bir şekilde okuma yazma öğretilmiştir.
Yuhanna İnciline göre "İsa'nın tapınağa gidip ders vermeye başlaması
Yahudileri şaşkınlığa uğratır. "Çocuk eğitim almadığı halde nasıl böyle
bilgi sahibi olabilir?" demektedirler19. İsa'nın bir eğitim
almadan bu şekilde ders verebilmesi tanrının gücü kudreti ile gerçekleşir20.
İsa'nın Görevlendirilişi
Îsâ’nın göreve
başlamasından önce Vaftizci Yahya adı ile bilinen görevli, insanları tövbe
etmeye davet etmekte ve insanların günahlarından arınması için vaftiz
etmektedir. Bu sayede halkı, gelecek olan Îsâ için manevi olarak
hazırlamaktadır. İnsanlara kendisinden sonra gelecek ve onları kurtuluşa davet
edecek olan Îsâ'nın üstünlüğünden bahsetmektedir. Îsâ'nın görevlendirilişi
İncillerde şöyle ifade edilmektedir:
Îsâ,tam olarak tebliğ
vazifesine başlamadan önce, Vaftizci Yahya bulunduğu bölgede insanları,
işledikleri günahlarının affedilmesi için tövbe etmeye ve vaftiz etmeye
çağırmaktadır. Yahudiye halkı ve Kudüslüler, Yahya’ya gelip günahlarını itiraf
edip kendilerini Şeria nehrinde vaftiz ettirmektedirler. Yahya, halkı hem
vaftiz etmekte hem de “Benden daha güçlü ve kudretli olan geliyor ben sizi
suyla vaftiz etmekteyim ama o sizi Kutsal Ruhla vaftiz edecektir.” diyerek
onlara müjde vermektedir21.
Vaftiz Kelimesi: Grekçe
“baptisma” veya “baptismos” kelimelerinden gelmektedir. Kök itibariyle “suya
daldırmak” manasına gelen “bapto”dan türetilmiştir22. Vaftiz
Kelimesi: Hıristiyan inancında; Mesih’in ölümü ve dirilişine iştirak, yeniden
doğuş, Mesih tarafından aydınlanma, günahtan temizlenmek, Mesih'te elbisenin
değiştirilmesi, ruh yoluyla yenilenme, kölelikten çıkış gibi anlamlara
gelmektedir22. Vaftiz: Hıristiyanların anlayışına göre, Tanrı ile
insan arasındaki ittifakı sağlayan bir ibadettir23.
Yahya, insanları tebliğ
ve vaftiz etmeyi sürdürürken Îsâ, Celile’nin Nasıra kentinden, Yahya’nın yanına
gelir ve vaftiz için geldiğini bildirir. Bunun üzerine Yahya tarafından vaftiz
edilir. İşte tam o esnada Îsâ sudan çıkarken gök yarılır ve Ruh’ul-Kudüs
güvercin şeklinde Îsâ’nın üzerine inerek “Senden memnunum sen benim oğlumsun.”
diye bir ses duyulur24.
Kutsal Ruh ile Şeria
nehrinden dönen Îsâ, Kutsal Ruhun yönlendirmesiyle çölde kırk gün gibi bir süre
Şeytan tarafından sınanır. Şeytan, Îsâ’ya kendisine tapması için birçok vaatte
bulunur. Şeytan, Îsâ’yı tapınağın en yüksek yerine çıkmasını sağlayarak buradan
kendisini atmasını ister ve Îsâ’ya: “Senin Rabbin, seni korusun diye
meleklerine emredecek, ayağına taş çarpsa seni elleri üstünde tutacaklar.” der.
Îsâ’nın Şeytana cevabı: “Tanrın olan Rabbi sınama” dır. Bunun üzerine Şeytan,
Îsâ’nın yanından ayrılır25.
Îsâ’nın vazifesi Yahya
tarafından vaftiz edilişi ve şeytanın sınamasından sonra başlar26.
Îsâ, İblisin bu vesvese
ve sınamalarına karşın aldanmaz ve başarı ile İblise karşı koyar. Böylelikle
İlahî vazifeye hazır olduğunu gösterir.
Îsâ, sınanmadan ve
Yahya’nın tutuklanmasından sonra Tanrının müjdesini duyurarak Celile’ye gider
“Vakit doldu, Tanrı’nın egemenliği yaklaştı, tövbe edin, müjdeye inanın!” der.27
Matta, Markos ve Luka
İncilleri’nde, Îsâ’nın göreve başlamadan önce Yahya’nın zindana atılmasından
bahsedilirken; Yuhanna İncili’nde, Yahya’nın zindana atılmasından önce Îsâ’nın
göreve başladığı ifade edilmektedir28.
Îsâ, üstlenmiş olduğu
görevi yerine getirmeye çalışırken birçok kişinin muhalefeti ile karşı karşıya
kalır. Ferisiler, Îsâ’yı tenkit eder ve onunla münakaşaya girerler. Ayrıca
yasayı çiğnedi ve sebt günü yapılması yasak olan şeyi yaptığı suçlamasıyla ona
iftirada bulunurlar29.
Îsâ; kendisinin bir ve
tek olan Rab tarafından görevlendirildiğini, insanların kendisini bütün
güçleriyle sevmeleri gerektiğini, Tanrıdan “Baba” diye bahsederek kendisini
gönderenin “Baba” olduğunu söyler30
Îsâ; kendi görevinin,
günahkârları, günahlarından kurtarmak olduğunu, insanlara sürekli tövbe
etmeleri gerektiğini ve “Siz sizin dışınızdakilerin hatalarını affederseniz,
Tanrının da sizin hatalarınızı affedeceğini, eğer siz başkasının hatalarını
affetmesini bilmezseniz, Tanrının da sizin hatalarınızı affetmeyeceğini,31
kurtuluş için bütün kalbinle, bütün gücünle ve bütün aklınla Rabbi sevmelisin.”
Demektedir32.
Îsâ’ya göre kurtuluşa
eren insan “Göklerin egemenliğine” ulaşacaktır. Buna cimriler, gururlular ve
mal mülk ile övünenler kavuşamayacaktır. Ona göre maddî olarak zengin olanların
“Göklerin egemenliğine” kavuşabilmesi bir devenin iğne deliğinden geçmesi kadar
zordur. Göklerin egemenliğine ancak ona tabî olanlar ve onun yolunda mücadele
verenler kavuşabilecektir. Yani manevî zenginliğe sahip olanların
kavuşabileceği bir yerdir. Malını ve mülkünü her şeyini bırakarak onun ardından
gidenler, terk ettikleri şeylerin yüz katını ve sonsuz yaşamı elde edeceklerdir33.
Îsâ, “Yapacağınız doğru
işleri gösteriş için yapmayınız. Yeryüzünde kendinize hazineler
biriktirmeyiniz, bunları pas ve güveler yer bitirir, bunların yerine kendinize
gökte hazineler biriktiriniz, onu ne hırsız çalabilir, ne güve ne de pas yiyip
bitirir.” demektedir.34
Yani Îsâ; insanlara
dünya nimetlerine fazla önem vermemelerini, gerçek olan ahiret âlemine dikkat
etmeleri ve orası için bir şeyler yapmaları gerektiğini, kaygı duyulması
gerekli olan şeyin iman etmek olduğunu, geri kalanın ise önemsiz, değersiz ve
bu dünyanın faydalarının amaçlanmadığı, asıl olanın Tanrı egemenliğine ve
saltanatına varabilmenin hedeflendiğini hatırlatmaktadır35.
Îsâ, insanlara öyle bir
günden haber vermektedir ki, o gün geldiğinde dünya karışacak, her şey
yıkılacak ve yok olacaktır. O günün adına, Îsâ: “Kıyamet günü” demektedir,
bu gün sonun geldiği gündür. Fakat bu günü Baba’dan başka kimse bilememektedir36.
Tanrının emirlerini
yerine getirenlerin ve doğruları yaşayanların sonsuz yaşama kavuşacakları,
kötülük yapan ve emirlere uymayanların ise sonsuz azaba uğrayacakları, Îsâ’nın
bildirdiği öğretilerdendir37.
İyilerin yerinin cennet,
kötülerin ise yerinin cehennem olacağını, emir ve yasaklara uyanların sonsuz
yaşama kavuşup mutluluğa ereceğini; kötülük yapıp emirlere uymayanların ise ebedî
azaba uğrayacaklarını ifade etmektedir.
Îsâ’nın mesajının
merkezinde bir olan Tanrıya iman etmek ve Tanrının rızasını hak etmek
bulunmaktadır. Tanrının rızasını hak etmek ise gösterişten uzak samimi olarak
yapılan ibadetler ile mümkün olmaktadır. Fakat Îsâ’nın döneminde bu ibadetlerin
nasıl yapıldığına dair bir bilgiye İncillerde rastlanmamaktadır38.
Îsâ kendisinin kutsal
yasayı tamamlamak için geldiğini, önceki peygamber yasalarını değiştirmek gibi
bir görevinin olmadığını, asıl onları tamamlamaya geldiğini şu sözü ile ifade
etmektedir: “Ben Kutsal yasayı ya da peygamber sözlerini geçersiz kılmak için
değil, tamamlamaya geldim.”.
Îsâ’nın dağdaki
nasihatlerinden olan ve “Sekiz Mutluluk” denilen ilkelere göre: temiz ruhlu,
hüzünlü, halim, kurtuluşu özleyen, merhametli, pak yürekli, barışçı olmalıdır.
Zulme uğramış insanlar, gelecek dünyada en büyük mükâfatı hak eden insanlardır.
Ancak mükâfatı elde etmek için sabretmek ve yapılabilecek en iyi şeyleri yapmak
gerekmektedir39.
Îsâ’nın öğretisini tek
cümle ile özetleyecek olursak: “İnsanların size, her ne yapmalarını
istiyorsanız, siz de onlara öyle yapın; çünkü şeriat budur.40”
şeklindedir.
Görüldüğü üzere, Îsâ’nın
ahlak ilkeleri arasında sonsuz muhabbet, hürmet ve hoşgörü yatmaktadır. O,
yalnızca karşılıklı olarak birbirini sevmeyi, saymayı değil düşmanını dahi
sevmeyi anlatmaktadır. Sonsuz sevgi, saygı ve hoşgörü önermektedir.
İncillerde İsa'nın Ölümü
İncillerde Îsâ'nın ölümü
ve öldürülmeden önce gördüğü işkence çok detaylı bir şekilde anlatılmaktadır.
Îsâ, bütün baskı ve
işkencelere karşı koyarak ilâhî vazifesini yerine getirmekte ve doğruları halka
anlatmaktadır. Onun anlattıklarını kabul eden halk yanında yer almakta ve
Îsâ’ya sahip çıkmaktadır. Bu durum, Yahudi din bilginlerini ve ileri
gidenlerini rahatsız etmektedir. Îsâ’yı engellemek için bütün baskıları
yapmalarına rağmen bunu başaramamaktadırlar. Îsâ’dan kurtulmak için onu
öldürmeyi planlamaktadırlar. Bu durum İncillerde şöyle anlatılmaktadır:
Îsâ’yı öldürmek için
fırsat kollayan baş kâhinlerle din bilginleri, on ikilerden olan Yahuda
İskariyot ile anlaşarak, Îsâ’yı ele vermesini isterler. Düşmanlar artık Îsâ’yı
öldürmek için fırsat kollamaktadırlar41. Îsâ, Getsemoni bahçesinde
öğrencileri ile birlikte iken tutuklanır ve yargılanmak için yüksek kurulun
önüne çıkarılır42. Yüksek kurul Îsâ’yı Pilatus’a verir. Vali,
Îsâ’ya: “Suçlamalara ne diyorsun?” diye sorar. Fakat hiçbir cevap alamaz. Bunun
üzerine Îsâ, ölüm cezasına çarptırılır. Pilatus, her Fısıh bayramında
tutuklulardan birisini salmaktadır. Halka: “Yahudilerin kralını salıvereyim
mi?” der. Fakat kâhinlerin kışkırtmasıyla halk Barabas’ın salınmasını, Îsâ’nın
ise çarmıha gerilmesini isterler43. Askerler, Îsâ ile alay edip
tahkirde bulunarak, Îsâ’yı çarmıha gererler. Halk ve kâhinler çarmıhta olan Îsâ
ile alay ederler. Onu aşağılarlar ve ona söverler. Roma âdeti olan çarmıha
germe işi Romalıların kılıçla kesme şerefine lâyık görmedikleri, yol kesen
hırsızlara, kölelere ve haydutlara uyguladıkları bir âdettir44.
Çarmıha gerilen Îsâ, bedensel olarak büyük acılar çekmesine rağmen büyük bir
sabır göstermektedir45. Onun çarmıhta ölmesi dünyanın günahları için
keffâret sayılmaktadır46.
Îsâ, öğleden sonra saat
üçte son nefesini verir47. Onun gömülmesi ise Aramatyalı Yusuf’un,
Pilatus’a, Îsâ’nın cesedini almak istediğini söyleyerek izin istemesi ve cesedi
alıp keten bir beze sararak taştan bir mezara koyup mezarın ağzını taş ile
kapatması şeklinde olur48.
Îsâ’nın öldürülmesinin
asıl sebebi siyasîdir. Roma mahkemesinde dinî suçlamaların bir ağırlığının
olmadığını bilen Yahudi ileri gelenleri, onu siyasî olarak suçlayıp ceza
almasını isterler. Îsâ’yı, imparatorluğa karşı olan bir devrimci, halkı vergi
ödememesi için kışkırtan ve kral olduğunu iddia eden, imparatorun konumunu ve
gücünü tehdit eden bir kişi olarak tanıtırlar. Yahudi ileri gidenleri bu
planlarında başarıya ulaşırlar ve Îsâ’nın öldürülmesini isterler fakat Pilatus,
Îsâ’yı öldürmek istememesine rağmen Yahudi ileri gelenlerinin baskısına
dayanamayarak onların istediği kararı verir49. Yahudi ileri
gidenleri tarafından huzursuzluk çıkaran, toplumun huzurunu bozan ve insanları
Romalılara karşı kışkırtan birisi olarak tanıtılan50 Îsâ, Romalılar
tarafından suçlanıp çarmıha gerilerek öldürülür51.
Îsâ’nın dirilişi ise
şöyledir: Mecdelli Meryem, Yakup’un annesi Meryem ve Şalome bir araya gelerek
Îsâ’nın mezarına giderler. Fakat onu orada bulamazlar. Bir genç onun
dirildiğini ve Celile’ye gittiğini söyler52. Îsâ dirilince ilk
olarak Mecdelli Meryem’e görünür. Bu durumu öğrencilerine haber vermesini
söyler. Meryem haberi götürür fakat öğrencileri bu duruma inanmazlar. Bu duruma
inanmayan öğrencilerini azarlar53. Îsâ, ölümünden iki gün sonra
dirilir. Bu dirilme işi Tanrı’nın gücü ve kudreti ile olur54.
Görüldüğü üzere, İncillere göre çarmıh hadisesi ve ölüm gerçekleşmiştir. Buna
rağmen Tanrı’nın gücü ve kudreti ile Îsâ tekrar dirilmiştir. Îsâ’nın öldürülüş
sebebi Yahudi din bilginlerinin ellerindeki yetki ve halk üzerindeki etkilerini
kaybetme endişesinden kaynaklanmıştır. Romalılar tarafından cezalandırılması
için Romalı yöneticilere, Îsâ, krallık iddiasında bulunan, halkı isyana teşvik
eden birisi olarak gösterilmiştir. Böylece yalan iddialarla Îsâ’nın çarmıha
gerilmesini sağlamışlardır. Madde ve menfaat her şeyin önüne geçmiştir ve bir
peygamberin öldürülmesine sebep olmuştur.
KUR'AN'DAKİ İSA
Kuran'daki İsa Şahsiyeti
İsa'nın Soyu
Kur'an'ı Kerim'in
ifadesiyle İsa, beş ul'ul-az peygamberlerden biridir. İsa, Meryem'in oğludur.
Meryem, cennet ile müjdelenen en faziletli kadınlardan biridir. Tertemiz bir
aile tarafından, çocukluğundan itibaren ahlaklı, ilkeli büyütülüp
yetiştirilmiştir. Kur'an'da 19. Sure onun ismini taşıdığı gibi, ayet sayısı
bakımından ikinci sırada yer alan Al-i İmran Suresi de, özellikle İsa ile
Meryem'den bahsettiğinden bu ismi alır Al-i İmran, "İmran hanedanı"
demektir. İmran ise, Meryem'in Meryem'in babası, İsa'nın annesinden dolayı
dedesidir55.
Meryem’in annesi, hamile
iken eşi İmrân vefat eder. Bunun üzerine annesi de onu Beyt-i Makdis’in
(Mescid-i Aksa) hizmetine adayarak Rabbine seslenir: “Ya Rabbi! Karnımda olanı,
sadece sana hizmet etmek üzere adadım; benim bu isteğimi kabul eyle; doğrusu
işiten ve bilen ancak sensin” Onu doğurunca da, Allah onun ne doğurduğunu
bilirken o yine: “Rabbim, onu kız çocuğu olarak doğurdum, Ona Meryem ismini
verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytanın şerrinden sana emanet ediyorum.” der.56
Allah, İmrân’ın
karısının kendisine gönülden yakarışını ve duasını kabul edip duasının kabulü
olarak doğurduğu çocuğu çok üstün ve tertemiz bir ahlak ile donatır.
Meryem’in, Allah'ın koruması ve gözetimiyle ahlaklı ve ilkeli olarak
yetiştirildiğini şu ayetten idrak etmekteyiz: “Bunun üzerine Rabbi onu güzel
bir kabulle kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi, Zekeriyya’yı
ondan sorumlu tuttu.
Zekeriyya ona,
doğru yolu göstererek Allah’a nasıl ve ne şekilde ibadet edeceğini, kalbini her
türlü fitneden kötülüklerden nasıl arındırabileceğini öğretir. Yüce Allah ise
ona, bu zamana kadar görülmemiş özelliklerde yiyecek ve içecekler göndererek
onu rızıklandırır. Bu durum Allah’ın elçisi Zekeriyya’yı şaşırtır. Onun yanına,
mabede her geldiğinde Meryem’in yanında rızıklar bulur. “Ey Meryem bu sana
nereden? Geldi.” diye ona sorar. Meryem de “Allah katından” diye cevap verir57.
Her türlü fitneden ve
kötülüklerden temizlenmiş olarak ahlaklı bir hayat sürerek yetişen Meryem,
Allah’ın emri doğrultusunda hazırlanmaktadır. Şeytan onun ruhuna sızacak hiçbir
nokta bulamaz. Melekler ona, Allah’ın kendisini seçtiğini söyleyip şöyle
seslenirler: “Ey Meryem! Allah seni seçti, seni tertemiz yarattı ve seni dünya
kadınlarına üstün kıldı. Ey Meryem! Rabbine divan dur ve secdeye kapan ve rükû
edenlerle beraber rükû et” derler58.
Meryem böyle bir ilahi
seçenek için hazır ve tertemizdir. Çirkin hallerden, Yahudilerin iftiralarından
uzaktır. Hiçbir kadında görülmemiş bir şekilde Îsâ’ya anne olması
hasebiyle dünyadaki kadınların hepsinden üstün kılınmıştır. Meryem, devamlı
Rabbinin huzuruna durur, dualar eder, secdelere kapanır, namaz kılar, iman ehli
kimselerle beraber olurdu. Günlerini “Beyt-i Makdis”te ibadet ve dua ederek
geçirirdi. Meryem, kalbine ilham geldiğini hisseder ve Allah’ın bu emirlerine
uyardı59.
Meryem, Allah tarafından
seçilir ve ilâhî emir için hazırlanır. Günlerini ibadet ederek Allah’ın emir ve
yasaklarına uyarak geçirir. İbadet eden kimselerin yanında bulunarak onlarla
birlikte her an ibadetle meşgul olur. Bu durum Meryem’in, Allah’a yaklaşmasını
sağlar ve onu ilâhî emir için ruhen hazır hale getirir.
İsa'nın Meryem'e Müjdelenişi
Dürüstlük ve fazileti
ile tanınan, özellikle namusuna düşkünlüğünden örnek gösterilen Meryem'e,
melekler gelerek şöyle seslenirler: “...Ey Meryem! Allah seni seçip temizledi,
dünyanın kadınlarından seni üstün tuttu”60 Meryem, Allah
tarafından seçilir ve bütün dünya kadınlarından üstün kılınır. Bu özellik
hiçbir kadına nasip olmaz. Allah, Meryem’in bir kadın olmasına rağmen Beyt-i
Makdis’in hizmetine verilmesini kabul eder. Allah, sırf kendisine ibadet etsin
diye onu başka meşgalelerden uzaklaştırır ve çeşitli nimetlerle ona lütufta
bulunur. Onun geçimi mucizevî şekilde, Allah tarafından karşılanır. Meryem erkeklerin
dokunmasından, hayızdan ve her türlü kötülüklerden uzak tutulur61.
Devam eden ayetlerde ise
Meryem’e şu şekilde hitap edilir: “Ey Meryem! Rabbine gönülden boyun ey, secde
et, rükû edenlerle birlikte rükû et... Melekler: “Ey Meryem! Allah sana, kendinden
bir sözü, adı Meryem oğlu Îsâ olan Mesih’i, dünya ve ahirette şerefli ve
Allah’a yakın kılanlardan olarak müjdeler”. İnsanlarla beşikte iken de yetişkin
iken de konuşacaktır ve o, iyilerdendir” derler. Bu durum karşısında hayretlere
düşen Meryem, Cenab-ı Hakk’a yönelerek: “...Rabbim bana bir beşer dokunmamışken
benim nasıl çocuğum olabilir?” der. Melekler: “Allah neyi dilerse yaratır. Bir
işin olmasına hükmederse, yalnızca ona “Ol” der, o da hemen oluverir.” derler62.
Meryem Suresi’nde
müjdenin bildirilmesi şöyle anlatılır: “Kitapta Meryem’i de zikret! Hani o,
ailesinden ayrılıp doğu tarafında bir yere çekilmişti; kendini onlardan
uzak tutuyordu; bu durumdayken kendisine vahiy meleğimizi gönderdik; bu melek
ona eli yüzü düzgün bir insan kılığında göründü. (Meryem onu görünce): “Ben
senden, O kuşatıcı rahmet ve esirgeme sahibine sığınırım, Eğer sorumluluk
bilinci taşıyorsan (bana yaklaşma)” dedi. (Melek): “Ben yalnızca Rabbinden
(gelen) bir elçiyim. Sana tertemiz bir oğul armağan etmek için geldim” dedi.
(Meryem) “Bana daha hiçbir erkek dokunmamışken, nasıl bir oğlum olabilir?
Üstelik ben iffetsiz bir kadın da değilim.” dedi. Melek: “Bu doğru.” (Ancak)
“Rabbim dedi ki: Bu benim için kolay (ve böyle olduğu için de senin bir oğlun
olacak) ve Biz onu insanlar için bir sembol ve aydınlatıcı bir bağış
kılacağız.” Ve bu (Allah tarafından) önceden hükme bağlanmış bir şeydi: Bunun
için de, (Meryem) ona hamile kaldı ve onunla birlikte uzak bir yere çekildi.63”
Meryem’in Îsâ’ya
hamile kalması ve sonrası Kur’an-ı Kerim’de şu şekilde ifade edilmektedir:
“Meryem ona hamile kaldı. Onunla uzak bir yere çekildi. Doğum sancısı onu bir
hurma ağacının dibine getirdi: “Keşke bundan önce ölseydim, unutulup
gitseydim.” dedi. Onun altından (Ruh) ona şöyle seslendi: “Üzülme! Rabbin içinde
bulunanı şerefli kılmıştır.” Hurma dalını kendine doğru silkele, üzerine olmuş
taze hurma dökülsün, ye, iç, gözün aydın olsun! Eğer insanlardan birini
görürsen ben Rahman için oruç adadım, bugün hiçbir insanla konuşmayacağım.” de.
Meryem onu taşıyarak kavmine getirdi: “Ey Meryem!” dediler. “Sen tuhaf bir iş
yaptın. Ey Harun'un kız kardeşi! Baban kötü bir kimse değildi, annen de
iffetsiz değildi.” dediler. Meryem, konuşmaları için onu gösterdi. “Beşikteki
bebekle nasıl konuşuruz?” derler.64
Daha yeni doğan beşikteki
bebek aniden konuşmaya başlar. Meryem kendisine, böyle bir durumun nasıl
olduğunu soranlara, bebeği işaret ederek onunla konuşun, der. Bunun üzerine
Îsâ: “Ben Allah’ın kuluyum, bana kitap verdi, beni peygamber seçti” “beni
bulunduğum her yerde insanlara yararlı kıldı. Sağ olduğum sürece bana namaz
kılmayı, zekât vermeyi emretti” “Beni, anneme başkaldıran bir zorba yapmadı.”
“Doğduğum günde, öleceğim günde ve diri olarak kaldırıldığım günde bana esenlik
vermiştir.” der.65 Îsâ, annesini savunmak ve onun suçsuz olduğunu
kanıtlamak için Allah’ın güç ve kudreti ile beşikte iken konuşur ve kendisinin:
“Allah’ın kulu ve peygamberi olduğunu” 66söyler. Bunu duyanlar
şaşkına dönerler. Meryem’in suçsuzluğuna inanırlar fakat çocuğun, dünyaya
babasız olarak gelişini bir türlü anlayamazlar.
Îsâ’nın tebliğ vazifesinin özeti,
Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifade edilmektedir: “Benden önce gelen Tevrat'ı
doğrulayıcı olarak size haram kılınan bazı şeyleri helâl yapayım diye
gönderildim. Size Rabb’inizden bir mucize getirdim, o halde Allah’tan korkun,
bana itaat edin. Allah, benim de Rabb’im, sizin de Rabb’inizdir, O’na kulluk
edin, doğru yol budur.” Îsâ onlarda inkârı sezince: “Ben, Allah yolunda
ilerlerken bana kim yardımcı olacak.” der. Havariler: “Biz, Allah yolunun
yardımcılarıyız; Allah’a inandık, sen de şahit ol ki bizler Müslümanlarız.”
derler. “Rabb’imiz, senin indirdiğine inandık, peygambere uyduk, bizi
şahitlerle beraber yaz, (Muarızlar) hile yaptılar, Allah da onların
hilelerine karşılık verdi, hilelerini boşa çıkardı. Çünkü Allah hile
yapanların cezasını en iyi verendir.66”
Îsâ tebliğ görevine başlayarak
Yahudileri bu dış görünüşlere ve şekillere aldanmak yerine iman etmeye davet
edince bu şekilperestler alıştıklarından vazgeçmek istemezler ve Îsâ’ya tepki
gösterirler67.
Îsâ’nın muhatabı olan Filistin
ahalisinin çoğunluğu onun peygamberliğini tasdik ve kendilerine telkin etmek
istediği ahlak ilkelerine göre hareket etmezler. Îsâ, aralarında çok az
bir süre kalmış olmasına rağmen onun, kaldıkları bölgeden gitmesini beklerler.
Yahudi kavmi maddeyi putlaştıran bir kavimdir. Mabedin koruyucuları ve din
adamları bile paraya ve çıkarlarına aşırı düşkün idiler. Arzu ve heveslerine
esir olmuşlardır. Halkın mabetler için getirdiği kurbanları kendileri için
kullanmaktadırlar. Yoksul ve muhtaç olan halktan en yüksek dini vergileri
almaktadırlar. Îsâ’nın tebliğ vazifesine başlayıp insanları doğruya davet
etmesi ve insanlara yanlışları anlatması, onların bu hallerini tehdit
etmektedir68.
Kur’an, Hıristiyanların Îsâ’ya
yaklaşımlarına da yer vermektedir. Konuyla ilgili ayetler gayet açıktır. “Biz
Hıristiyanız” diyenlerinden kesin bir taahhüt almıştık ama onlar da akıllarında
tutmaları emredilen şeylerin çoğunu unuttular; bu nedenle, onların arasında
Mahşer gününe kadar (sürecek) düşmanlık ve kini artırdık. Ey Kitab-ı
Mukaddes’in izleyicileri! Şimdi size, (kendi kendinizden) gizlediğiniz Kitap’ın
birçoğunu açıklamak ve bir kısmını da bağışlamak amacıyla elçimiz gelmiştir.
Şimdi Allah’tan size bir ışık ve apaçık bir ilahî kelâm ulaşmıştır69. Yüce
Allah, Hıristiyanlardan peygamberi vasıtasıyla, buyurduklarına uyacaklarına
dair söz alır. Hıristiyanlar Îsâ’ya her konuda itaat edecekleri hakkında
biat ederler. Fakat daha sonra Allah’ın emir ve yasaklarını unuturlar. Allah’ın
sözlerini, işlerine geldiği şekilde yorumlarlar. Hakk’ın emirlerini terk etme
sebebiyle Allah, onları birbirlerine düşman eder. Allah’ın emirlerini terk
edenlerin kalplerine dünya ihtirası ve sevgisi girer. Dünya ihtirası ve sevgisi
de düşmanlığa sebep olur70.
Îsâ’yı çok az kimse kabul edip
kendisine inanır. Yahudiler ona inanmamakla da kalmayıp halkın Hz. Îsâ’nın
davetine kulak vermesini engellerler. Bütün engellemelere rağmen halk
Îsâ’nın yanında yer alır ve söylediklerine inanır. Yahudiler kurdukları tuzak
ve hilelerin yeterli olmadığını fark ederler. Yeni hile ve oyunlar hazırlamaya
başlarlar. Romalı yöneticileri Îsâ’nın aleyhinde kışkırtırlar. Yahudi
bölgesinin kontrolünü elinde bulunduran Romalı yöneticiler, Yahudilerin kendi
aralarındaki dini sorunlara karışmamaktadırlar. Yahudiler ise Romalı
yöneticilerden devamlı olarak Îsâ’nın yıldırılması hatta bu görevinden
vazgeçmesi için ölümle tehdit edilerek korkutulmasını isterler. Bu konuda
Romalı yöneticileri aldatırlar ve Îsâ’nın yanına onun hakkında bilgi
vermesi için adamlar yerleştirirler. Onun Romalı yöneticilere karşı işler yapıp
yapmadığını, bir şey söyleyip söylemediğini araştırırlar; herhangi bir durumda
hemen Romalı yöneticilere olayları anlatırlardı. Fakat Îsâ’dan Romalı
yöneticilere karşı hiçbir olumsuz söz işitmediler. Çünkü . Îsâ, insanların
hidayete ermesi için ahlaki ilkeleri anlatmaktadır. Önce insanı ıslah etmeyi
temenni etmektedir. Romalı yöneticilerin işlerine hiç karışmamıştır. Yahudiler
hilelerinin netice vermediğini görünce Îsâ’nın hakkında yalanlar söyleyerek
ona iftira ederler ve sonunda Îsâ’nın yakalanıp hakkında idam kararı
alınmasına sebep olurlar71.
İsa'nın Çarmıha Gerilmesi Meselesi
Kur’an’da
peygamberlerin kıssaları anlatılırken genel olarak onların tebliğ esnasında
sıkıntıları dile getirilir. Allah, gönderdiği dini insanlara anlatmaları için
peygamberler görevlendirir. Îsâ da bir peygamberdir ve dini tebliğ ederken
dışlanır ve işkencelere maruz kalır. İsrailoğulları önceki peygamberlere
yaptıkları zulümleri, Îsâ’ya da yaparlar. İşkence ve zulmetmeleri o kadar
ileri düzeye ulaşır ki sonunda onu öldürme teşebbüsüne kadar giderler. Fakat
Allah, Îsâ’yı korur ve Yahudilerce öldürülmesine engel olur. Bu olay
Kur’an-ı Kerim’de şu şekilde ifade edilmektedir:
“Biz Allah’ın elçisi
Meryem oğlu Îsâ Mesih’i öldürdük! Demelerinden ötürü kendilerini yıldırım
çarptı. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat öldürdükleri, kendilerine
Îsâ’ya benzer gösterildi. Onun hakkında ayrılığa düşenler, ondan yana tam bir
kuşku içindedirler. O hususta bir bilgileri yoktur, sadece zanna uyuyorlar. Onu
yakinen öldürmediler, onu öldürdüklerini kesinlikle bilemezler. Hayır, Allah
O'nu, kendisine yükseltti. Allah güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir”72.
Yahudiler, Îsâ’yı
öldürdüklerini iddia etmektedirler. Hıristiyanlar da Îsâ’nın çarmıha
gerilerek yani haç şeklinde birbirine bağlanan tahtalara, ellerinden ve
ayaklarından çivilenerek öldürüldüğüne fakat defnedildikten sonra bedeniyle
kalktığına ve göğe çıkarıldığına inanırlar. “Biz Allah’ın elçisi Meryem oğlu
Îsâ Mesih’i öldürdük demelerinden....”73ayetinde Yahudilerin,
Îsâ’ya “Allah’ın elçisi” demeleri, onların Îsâ ile bu şekilde alay
ettiklerine delil olduğu gibi . Îsâ’nın, insanlara kendisinin yalnız resul
olduğunu söylediğine, Hıristiyanların sandıkları gibi tanrılık iddia etmediğine
de delil olarak gösterilebilir. “Onu öldürmediler, onu asmadılar fakat onlara
benzer gösterildi....”74 Yahudilerin tahrikleri sonucu Romalı
yöneticiler, Îsâ zannettikleri bir kişiyi, Îsâ diye öldürdüler veya astılar.75
T 1.The New Testament (İstanbul: Yeni Yaşam Yayınları, 2000), Mat. 4:3, 6, 8:29, 14:33, 26:63, 27:40, 43, 54. Mar.1:1, 11, 3:11, 15:39. Luk.1:35, 3:38, 4:3-9, 41, 8:28, 9:20. Yu. 1:34, 49, 3:18, 5:25, 6:69, 10:36, 11:4, 27, 19:7, 20:31.
2. 2.Mat.25:31. Mar.2:10, 8:38, 14:62. Luk.7:33, 9:44, 58.
3. 3.Mat.1:16, 27:17, 22. Yu.1:17, 17/3.
4. 4.Mat.10:40-41, 21:11, 46. Mar.6:4, 15, 13:22. Luk.7:16, 39, 13:33, 24:19. Yu.6:14, 9:17.
5. 5.Yu.1:1-4,14.
6. 6.Mat.7:11,18:20. Mar.11:3, 12:36. Yu.20:28-29.
7. 7.Mat.1:1-17. Luk.3:23-38. bk. Maurice Bucaille, Müsbet İlim Açısından Tevrat, İnciller ve Kur’an, çev. M. Ali Sönmez (Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 1998), 145. bk. Josh McDowell – Bart Larson, Mesih Îsâ’nın Tanrılığı, çev. Fikret Böcek (İstanbul: Zirve Yayınları, 2002), 64-69.
8. 8.Mat.1:16.
9. 9.Luk.3:23.
1. 10.Ömer Faruk Harman, “Îsâ”, Diyanet İslam Ansiklopedisi (İstanbul: TDV Yayınları, 2000), 22/466. bk. Bucaille, Müsbet İlim Açısından Tevrat, İnciller ve Kur’ân, 153-154.
11 11.Mat.1:18-21.
1. 12.Tevrat, Levililer 12:1-4’e göre bir kadın, erkek çocuk doğurduktan sonra kırk gün süreyle dinsel açıdan “kirli” sayılırdı. Bu dönemin sonunda bir kurban sunarak, bu kirlilikten arınır ve “temiz” sayılırdı.
1. 13.Xavier Jacob vd., Hıristiyan İnancı, 83. Zekiye Sönmez, “İnciller ve Kur’an Işığında Hz. Îsâ”, Dinler Tarihi Araştırmaları Sempozyumu 3, ed. Abdurrahman Küçük vd. (Ankara: Dinler Tarihi Yayınları, 2002), 148.
14. 14.Luk.2:4-7.
1. 15.Mat.2:9-12. bk. Sönmez, “İnciller ve Kur’an Işığında Hz. Îsâ”, 149.
1. 16.Luk.1:80.
1. 17.Yu.7:14-15.
1. 18Macdonald, Kutsal Kitap Yorumu, 487.
1. 19.Mat.3:11. Mar.1:8. Luk.3:16.
2. 20.Ali Erbaş, Hıristiyanlıkta İbadet (İstanbul: Ayışığı Kitapları, 2003), 86.
2. 21.Erbaş, Hıristiyan Ayinleri (İstanbul: Nûn Yayıncılık, 1998), 101.
2. 22. Erbaş, Hıristiyan Ayinleri, 108.
23 23.Mat.3:13-17. Mar.1:4-11. Luk.3:21-22.
24 24.Mat.4:1-11. Mar.1:12-13. Luk.4: 1-13.
25 25.Harman, “Îsâ”, 22/ 467.
26 26.Mat.4:12-17. Mar.1:14-15. Luk.3:18-20.
27 27.Yu.3:22-24.
28 28.Mat.5:17-20. Mar.2:23-27.
29 29.Mar.12:29-30. Yu.5:36-37. bk. Macdonald, Kutsal Kitap Yorumu, 239, 470.
30 30.Mat.6:12, 14-15; 9:12-13.
31 31.Luk.10:27.
32 32.Mat.19:23-30.
33 34.Mar.1:14-15.
35 35.Mat.24:14-36
36 36.Mat.6:2-4; 6:5, 8; 6:16-18.
3. 37.Mat.5:3-10.
38 38.Mat.7:12.
39. Mat.26:14-15. Mar.14:10-11. Luk.22:3-6.
40.Mat.26:36,57-68. Mar.14:32,
53-65. Luk.22:39-46,54-55. Yu.18:19-24.
41.Mat.27:11-26. Mar.15:2-15:
Luk.23:3,13-25. Yu.18:33,19:1-15.
42.Mat.27:27-44. Mar.15:16-32:
Luk.23:26-43: Yu.19:2-3,17-27. Ernast Renan, Îsâ’nın Hayatı, çev. Ziya İhsan
(İstanbul: MEB. Yayınları, 1997), 230.
43.Xavier Jacob vd., Hıristiyan
İnancı, 102.
44.John Hick, “Hıristiyanların
Îsâ’yı Algılama Biçimi ve Bunun İslâm’ın Anlayışıyla Karşılaştırılması”, çev.
Şaban Ali Düzgün, İslâmiyât 3/4 (2000), 75.
45.Mat.27:45-50. Mar.15:33-37.
Luk.23:44-49. Yu.19:28-30.
46.Mat.27:57-61. Mar.15:42-47.
Luk.23:50-56. Yu.19:38-42.
47.Macdonald, Kutsal Kitap Yorumu, 170-171.
48.Arnulf Zitelmann, Dünya Dinleri, çev.
Nafer Ermiş (İstanbul: İnkılâp Kitapevi, 2003), 134.
49.Eliade-Couliano, Dinler Tarihi
Sözlüğü, 119.
50.Mat.28:1-8. Mar.16:1-8.
Luk.24:1-12. Yu.20:1-9.
51.Mat.28:9-10. Mar.16:11-14.
Luk.24:36-43: Yu.20:19-22.
52.Xavier Jacob vd., Hıristiyan
İnancı, 107-108.
53.Suat Yıldırım, Mevcut Kaynaklara
Göre Hıristiyanlık (Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 1988), 14.
54.Âl-i İmrân 3/35-36.
55.Muhammad Ebu Zehre, Hıristiyanlık
Üzerine Konferanslar, çev. Akif Nuri (İstanbul: y.y., 1978), 28.
56.Âl-i İmrân 3/42-43.
57.Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak
Dini Kur’ân Dili (İstanbul: Azim Yayıncılık, 1992), 2/360.
58.Âl-i İmrân 3/42.
59.Fahruddîn er-Razi, Tefsîr-i Kebîr,
çev. Lutfullah Cebeci vd. (Ankara: Akçağ Yayınları, 1993), 6/304-305.
60.Âl-i İmrân 3/43-47.
61.Meryem 19/16-22.
62.Meryem 19/22-26.
63.Ebu Zehre, Hıristiyanlık Üzerine
Konferanslar, 30-31.
64.Meryem 19/29-31.
65.Meryem 19/30.
66.Elmalılı, Hak Dini Kur'ân Dili,
2/369.
67.Ebu Zehre, Hıristiyanlık Üzerine
Konferanslar, 41.
68.el-Mâide 5/14-15.
69.Süleyman Ateş, Yüce Kur'ân’ın Çağdaş Tefsiri (İstanbul: Yeni Ufuklar Neşriyat, 1997),2/491.
70Ebu Zehre, Hıristiyanlık Üzerine Konferanslar, 42.
71.en-Nisâ 4/157-158.
72en-Nisâ 4/157.
73.en-Nisâ 4/157.
74.Ateş, Yüce Kur'ân’ın Çağdaş
Tefsiri, 2/396.

0 Yorumlar